Belki de son 10 yıldır hayatımıza giren bir kelime, organik… Neden girdi, eskiden de var mıydı, gerekli mi, nedir ne değildir gibi bir çok soruyu da beraberinde getirdi gelirken.
Organik nedir peki?
Kimyasal gübre, hormon, yapay renklendirici vb. kullanılmadan doğal yolla üretilen anlamına geliyor aslında. Ancak bir ürünün tam olarak organik olabilmesi için üretimin her aşamasında bu şartların sağlanması gerekiyor.Bu yüzden de piyasada her organik denen ürüne de sonsuz güvenmemek gerekir diye düşünüyorum. Ben zaten çok fazla organik takıntısı olan biri değilim. Sadece besinlerden tavuk ve yumurta konusunda hassas davranıyorum. Daha çok gıdaları zamanında (mevsiminde) tüketmeyi ve paketli hazır gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmayı tercih ediyorum, başarabildiğimiz kadar işte.. İşin bir de organik pamuk kısmı var ki, daha önce çok da önemsemediğim ama aslında besinler kadar hayatımıza etkisi olan bir konu.
Geçtiğimiz günlerde Organicera ile yaptığımız kahvaltıda, firmanın sahibi endüstri yüksek mühendisi sevgili Nur hanım, benim organik konusuna bakış açımı ve fikirlerimi oldukça değiştirdi. Kendisi gerçekten takdir edilecek bir şekilde 2006 yılından beri organik pamuk ve tekstil üretimi konusunda yılmadan çalışmaya devam eden bir kadın girişimci. Organicera’nın bütün ürünleri sertifikalı organik, yani üretimin hiç bir aşamasında GDO’lu tohum, tarım ilaçları, zehirli gübreler kullanılmıyor. Tüm üretim süreçleri de GOTS (global organik tekstil standartı)’na uygun olarak gerçekleşiyor. Fotoğraftaki yeşil daire içindeki tişört logosu, ürünün GOTS sertifikasına sahip olduğunu gösteriyor, bizler de aslında tüketici olarak bu sertifikaları kontrol etmeliyiz.
Pamuk hakkında da çok ilginç bilgiler edindim. Mesela yumuşacık ne güzel dediğimiz pamuklu bir ürün, o yumuşaklığı kazanabilmek için bir çok kimyasal işleme maruz kalıyormuş. Aslında çocuklarımızın terini emsin diye giydirdiğimiz %100 pamuklu atlet, organik değilse ona zararı bile olabiliyor bu durumda maalesef. Böcek ilaçları yıkansa bile pamuk elyafının üzerinde kalıyormuş. Cildimize temas eden her türlü maddenin en az %60’ı cilt tarafından emiliyor ve çocukların cildi bizden 5 kat daha ince olduğu için daha büyük risk altındalar bu durumda:(
Yine Nur Hanım’ın önemle üzerinde durduğu bir konu da organik olmayan tekstil ürünlerinin üretimi sırasında kullanılan her türlü kimyasal bileşenin, insan ve çevre sağlığı için tehdit unsuru oluşu. Sertifikalı organik ürünleri tüketerek sadece bebeğimizin, ailemizin ve kendimizin değil, tarım alanlarının ve doğanın da sağlığını ve temizliğini korumaya yardımcı oluyoruz.
Kahvaltıdan sonra Organicera’nın Uniq İstanbul’da açılan Türkiye’nin ilk organik anne bebek mağazasını gezdik. Mağazada bebek bezinden kıyafete, gıda ürünlerinden mobilyaya kadar geniş bir ürün yelpazesi var ve her şey organik sertifikalı. Özellikle hamile ve yeni annelerin görmeleri gereken bir mağaza olmuş, ben çok beğendim. Yakında online satış siteleri de aktif olacak ama o zamana kadar www.organikturk.com sitesinden de online alışveriş yapma imkanı var.
Yani işin özü, amaan artık bütün ürünler de güya organik oldu, normalden 2-3 kat daha pahalı diye söyleniyoruz hepimiz bazen ama, gerçekten her aşamada organik üretim varsa işin içinde, bu işin maliyeti de emeği de fazla oluyor. Hiçbir şey çocuklarımızın sağlığından ve geleceğinden önemli değil bunu da unutmamak lazım sevgili organik okuyucum 🙂
Sevgiler,
Funda Korkut